5 Mayıs 2013 Pazar

Evet! Hayat bu kadar basitmiş...

 
 Hepimizin bildiği "Ekmek aslanın ağzında" sözü her geçen gün daha da anlam kazanmaktadır hayatımızda. Artık daha hızlı düşünüyor, daha hızlı yaşıyor ve daha hızlı tüketiyoruz. 

 Şimdi durup biraz düşünelim mi? Ne dersiniz.

 Aslında hayatımızı küçücük parçalara ayırmıyor muyuz? Artık her şeyi tiftik tiftik eder olduk. Ne kadar küçük olursa o kadar çabuk tüketiriz ve ne kadar çabuk tüketirsek  o kadar çabuk yenisine geçeriz. 

 Bu yüzden bence ekmek değil, ekmek kırıntıları var artık aslanın ağzında. Sürekli çalışan 100 tonluk bir presin arasına sokuyor gibiyiz kendimizi. Hızlandıkça bulanıklaşıyor etrafımızdaki her şey. Bulanıklaştıkça etrafımızdaki her şey, daha çok hızlanıyor ve daha çabuk tüketiyoruz, çevremizi, sevdiklerimizi, kendimizi...

 Burada geçmiş karşınıza bilmiş bilmiş konuşuyorum değil mi? Çok değil bir kaç ay önce deli gibi koşuşturuyordum bende etrafta. Koştukça daha çok hızlanıyor, hızlandıkça daha çok istiyordum. 

 Benim işim, benim arabam, benim evim, benim duygularım, benim sevgilim, benim eğitimim, benim geleceğim, benim, benim, benim...

 Kısacası benim diyordum ve benim dediğim her şeyi, benle beraber bitiyordum... 

 Peki ne oldu sonra? Ne oldu da rahatsız oldun bu yaşamdan? Benim dediğin her şeyi nede güzel alıyordun. Gücün de yerindeydi. İştahında çoktu. Son sürat dolaşıyordun etrafta. 
  
 Ne mi değişti hayatımda?...

 Çok basit. Bir boy aynası taktım odamın kapısının hemen yanında duran duvara...

 Başlarda üzerimdeki kıyafetleri düzelttim, saçlarımı taradım karşısında. Ne de olsa hızlıydım ve o hızda her şey harika gözüküyordu bana. Öz güven, ego, süper ego... Her şey benimdi ne de olsa.

 Sonra bir gün, yüzümün sol gözüme yakın bir yerinde bir kızarıklık gördüm. Ve bakmak için eğildim. FARKETTİM!..

 O anda ne kadar durdum tam hatırlamıyorum aynanın karşısında ama durmuştum artık. Durmuştum ve bakıyordum göz bebeğimden içeriye. Evet durmuştum artık ve koşamıyordum. Mutlu değildim ama mutsuz da değildim.  Durmuştum ve süresini hatırlamadığım uzun durmalarım oldu aynanın karşısında. Etrafımdaki her şey çok hızlı akıyordu ama ben duruyordum. 


 O anda anladım ki hayat benden ibaret değilmiş. ve daha sonra anlayacaktım ki hayat bizsiz de olmuyormuş... 


  Hayat; "Bizin içine beni" yerleştirebilmekmiş ve evet bu kadar basitmiş...



 Yazan; Mustafa Can Ergin

 m.c.e.



   




Yazının Devamı İçin Tıklayınız>>>